No. 32 Otoriteye Başvurma Safsataları argumentum ad antiquitatem
Geleneğe Başvurma Safsatası
İngilizcesi: Appeal to Tradition
Dedem de böyle yapardı diyorsun. Dedenin zamanında köprü yoktu.
Köye ha buradan gidilir. Babam da buradan giderdi, dedem de.
Temel, şu yeni köprü iki yıldır orada duruyi. Beş dakika, tertemiz yol.
Deden köprüyü görse köprüden geçerdi herif. Çamuru seven o değil, sensun.
Nedir?
Bir şeyin eskiden beri böyle yapılıyor olmasını, doğru ya da iyi olduğunun kanıtı saymak. Eskilik bir şeyin denenmiş olduğunu gösterir; işe yaradığını, hele en iyisi olduğunu göstermez. Yüzyıllarca yapılmış yanlışlar da vardır.
Kalıbı
- X eskiden beri böyle yapılır.
- Öyleyse X doğrudur / böyle yapılmalıdır.
Neden tutmaz?
Gelenek insana güven verir: denenmiş, bilinen, bizim. Bu his boşuna değildir; uzun süre yaşamış bir usulün çoğu zaman bir sebebi vardır. Ama işi gören şey gelenek değil, o sebeptir; sebep ortadan kalkınca gelenek tek başına ayakta kalır ve “neden?” sorusuna “çünkü hep böyleydi” diye cevap vermeye başlar. O cevap, cevap değildir.
Nasıl yakalarsın?
- “Hep böyle yaptık”, “eskiden beri”, “atalarımız”, “bizde âdettir” kalıpları.
- “Neden?” sorusuna sebep değil, tarih cevap veriyor.
- Yeni yolun neden kötü olduğu söylenmiyor; sadece yeni olduğu söyleniyor.
Ne dersin?
Geleneğin sebebini sor: “Bunu neden böyle yapmaya başlamışız? O sebep hâlâ geçerli mi?” Sebep hâlâ duruyorsa geleneğin hakkını ver; kalkmışsa gelenek artık sadece alışkanlıktır. Bir de karşılaştır: “Yeni yol neyi daha kötü yapıyor?” Cevap “yeni” dışında bir şey değilse safsatadır.
Safsata olmadığı zaman
Uzun süredir yapılan bir şeyin arkasında genellikle birikmiş tecrübe vardır; yeni bir usule geçerken bu tecrübeyi ciddiye almak safsata değil, ihtiyattır. “Bunu yüz yıldır böyle yapıyorlar, herhâlde bir sebebi vardır; sebebi bulalım” demek de öyledir. Safsata, sebebi aramadan yaşı kanıt yerine koymaktır.
Örnekler
- Aile“Bizim evde turşu hep bu kavanozda kurulur.” Kavanoz elli yıldır aynı; turşunun her sene küflenmesi de elli yıldır aynı.
- İş“Bu raporu her ay elle giriyoruz, hep öyle yaptık.” Elle girildiği için hep öyle yapılmış; hep öyle yapıldığı için de elle giriliyor.
- SağlıkBabaanne: “Bebeği sıkı kundakla, biz hep böyle yaptık.” Hep böyle yapıldı; sıkı kundağın kalça çıkığına yol açtığı da sonradan anlaşıldı.
- Futbol“Bu kulüpte hoca sezon ortasında değiştirilmez, gelenektir.” Geleneğin kaç şampiyonluk, kaç küme düşme getirdiğine bakan yok.