No. 26 Belirsizlik Safsataları
Cinaslı Safsata
İngilizcesi: Equivocation
Bir kelime, iki anlam. Hangisi işime gelirse.
Doktor sana günde iki litre su iç dedi Dursun.
Çay da su deil mi? Günde on bardak içeyrum, fazlasıyla tamam.
Zeytinyağı da sıvı Dursun. Doktor “sıvı” demedi, “su” dedi.
Nedir?
Bir kelimeyi argümanın başında bir anlamda, sonunda başka anlamda kullanmak. Kelime aynı kaldığı için argüman sağlam görünür; anlam değiştiği için bozuktur.
Kalıbı
- X, A’dır. (X’in birinci anlamı)
- A olan şey B’dir.
- Öyleyse X, B’dir. (X’in ikinci anlamı)
Neden tutmaz?
Dil esnektir: “su” hem içtiğin şeydir hem gevşek anlamda her sıvı; “çay” hem içecek hem dere. Beyin kelimeyi görünce anlamı tamamlar ve iki farklı anlamı tek sanır. Bu yüzden cinas fıkrada güldürür, argümanda kandırır: kandırılan, kelimenin değiştiğini değil, kendini ikna olmuş sanır.
Nasıl yakalarsın?
- Argümanın kilit kelimesi iki cümlede iki farklı iş yapıyor.
- Kelimeyi eş anlamlısıyla değiştirince argüman çöküyor.
- Sonuç, öncüllerin dediğinden daha büyük bir şey söylüyor.
Ne dersin?
Kelimeyi çivile: “Su derken tam olarak neyi kastediyorsun? Aynı anlamı ikinci cümlede de kullan.” Anlam sabitlenince argüman ya ayakta kalır ya kendiliğinden dağılır.
Safsata olmadığı zaman
Kelime oyunu, şaka, şiir safsata değil; kimse ikna edilmeye çalışılmıyor. Bir kelimenin iki anlamını açıkça ayırt ederek konuşmak da öyle. Safsata, anlam kaymasını fark ettirmeden bir sonuç çıkarmak.
Örnekler
- Reklam“Hafif” içecek: kalorisi mi hafif, tadı mı, şişesi mi? Reklam seçmiyor; sen seçiyorsun.
- İş“Esnek çalışma saatleri” dendi; istediğin saatte gel sanıldı, istediğimiz saatte çalış demekmiş.
- Okul“Doğal sayı”daki doğal ile “doğal ürün”deki doğal aynı değil; sınavda karıştırırsan hoca güler.
- Aile“Sana söz verdim” dedi; verdiği “söz” bir cümleydi, taahhüt değil.